Lab Vitalité Röportaj
Bizden Kareler Yaşam

Lab Vitalité Alem Dergisi Organik Hareket

Sizi tanıyabilir miyiz?

Ceylan: İstanbul’da yaşıyorum, iki çocuk annesiyim. Bol koşuşturmalı, kalabalık, renkli ve huzurlu bir hayatım var. Gastronomi, güzel yemek ve doğal beslenmek tutkularım arasında. Ailemin ve sevdiklerimin daha kaliteli bir yaşam sürmesi adına ‘Bütünsel Beslenme ve Sağlık Koçluğu’ eğitimimi tamamladım. Öğrendiklerim ile ayrıca aile işimiz olan otelcilikte de mutfak ekibine doğal beslenme ve gıda konusunda bilinci daha da artırmak adına katkıda bulunmaya çalışıyorum. Tutkularımın peşinden gitmeyi ve kendimi geliştirmeyi seviyorum. Ayrıca seyahat etmek, farklı kültürler ve mutfakların içinde olmak bana çok keyif veriyor.

Nil: Londra’da yaşıyorum, evliyim. Yılın büyük bir kısmını uzun yıllar yaşadığım Belçika, İngiltere ve Türkiye arasında geçiriyorum. Oldukça aktif ve yoğun ama bir o kadar da keyifli bir hayatım var. Son yıllarda zamanımın çoğunu kendimi adadığım, Natüropati (bedene zarar vermeyen doğal tedavi uygulamaları), Natüropatik Besin Uzmanlığı ve Natürel Şeflik üzerine aldığım eğitimler dolduruyor. Bütünsel yaşam dışında Nöropsikoloji ile yakından ilgileniyorum. Yeni yerler keşfetmekten, farklı şeyler üretmek ve yaratmaktan zevk alıyorum. Kalabalık şehir hayatından pek haz almıyorum o yüzden fırsat buldukça şehirden uzaklaşıp doğa ile haşır neşir olabileceğim yerlerde vakit geçiriyorum.

Labvitalite.com nasıl ortaya çıktı?

Gözlemlediğimiz ve eksikliğini duyduğumuz bir ihtiyaçtan ortaya çıktı aslında. Günümüzde beslenme anlayışı eskiye göre oldukça değişti. Bilincin arttığı bir gerçek ancak buna karşın herkes çok daha hızlı ve koşuşturmalı bir yaşam sürüyor. Yemek yapmaya vakit ayırmak artık neredeyse bir lüks sayılıyor maalesef. Dolayısıyla çok daha fazla işlenmiş gıda tüketiliyor. Oysa sağlıklı ve mutlu bir yaşama giden yol bizce kişinin ihtiyacına göre çeşitli ve dengeli beslenmekten geçiyor. Bütünsel ve doğal beslenme ikimizin de tutkusu. Uzun zamandır iki ayrı şehirde iki ayrı mutfakta farklı malzemeler keşfediyor, mevsimsel, doğadan gelen malzemelerle yeni tarifler deniyoruz. Pratik ve çabuk hazırlanan ama aynı zamanda da lezzetli ve besin dolu tariflerin özellikle ülkemizde kolay bulunmadığını fark ettik. Buradan yola çıkarak labvitalite.com u yarattık. Sağlıklı ve mutlu bir yaşamın aslında zor olmadığını ve keyifle yapıldığında trend değil kolayca bir yaşam tarzı olabileceğini herkes ile paylaşmak istedik.

Lab Vitalité olarak neler yapıyorsunuz?

Doğru pişirme teknikleriyle besin değerini koruyan ama aynı zamanda hazırlaması kolay ve yerken zevk duyacağımız lezzet dolu tarifler yaratıyoruz. Aldığımız eğitimlerden öğrendiğimiz bilgileri kendi deneyimlerimizle birleştiriyor, özel workshoplar ve konuşmalar düzenliyoruz. Doğadan gelen yararlı malzemeleri, süper besinleri, bedene zarar vermeyen besin takviyelerini, faydalarını ve nereden temin edildiklerini araştırıyoruz. Bedenimiz kadar ruhumuzu beslemek de bizim için önemli olduğundan mutlu ve sağlıklı bir yaşam sürmek için ruh, beden, ve zihin üçlüsünü dengeleyen bütünsel aktiviteleri ve yaşam tarzı değişikliklerini keşfediyoruz. Lab Vitalité olarak tüm bilgi birikimimizi tek çatı altında topluyor ve yarattığımız tarifler ile blogumuz aracılığıyla mümkün oldukça çok kişiye ulaştırmaya ve bu konuda ki bilinci artırmaya çalışıyoruz.

Tarifler nasıl ortaya çıkıyor?

Ortaya çıkardığımız tariflerimiz mevsiminde olan meyve ve sebzelere ve mutfakta elimizin altında olan malzemelere göre şekilleniyor. Tariflerin yapması kolay, çabuk ve lezzetli olması bizim için çok önemli. Aynı zamanda hem Türk mutfağına ait hem de yurt dışında keyif aldığımız restoranlardaki tatlardan, yeniliklerden, yayınlardan bize ilham verenleri damak tadımıza uygun olarak uyarlıyoruz. Tariflerimizin özellikle Türkiye’de bulunan malzemeler ile yapılabilir olmasına özen gösteriyoruz.

Tariflerinizde ağırlıklı olarak hangi malzemeleri kullanıyorsunuz?

Mümkün olduğunca organik meyve ve sebzeler, katkısız hormonsuz doğal olan tüm besinleri kullanıyoruz. Baklagilleri fitik asitten mümkün olduğunca arındırmak ve sindirimi kolaylaştırmak için suda bekletip filizlendirerek tüketmeyi tercih ediyoruz. Glüten içermeyen tahıllardan kinoa, karabuğday, esmer pirinç ve darı ağırlıklı olarak tüketmeyi sevdiğimiz malzemelerden. Rafine şekere mutfağımızda yer olmadığı için doğal tatlandırıcı olarak akçaağaç şurubu, işlenmemiş ham bal, keçi boynuzu pekmezi ve hurma vazgeçilmezlerimizden. Yağlardan favorilerimiz ise soğuk sıkım zeytinyağı, ghee (saflaştırılmış tereyağı), hindistan cevizi yağı, avokado yağı.

Tariflerinizde kullandığınız malzemeleri nereden temin ediyorsunuz?

Feriköyde kurulan organik pazar ve doğal ürünler satan (tazedirekt.com, memlekettengelsin.com gibi) online platformlar meyve ve sebze alışverişimizi yaptığımız yerler. İstanbul’daki belli başlı organik dükkan ve marketlerden ihtiyacımız olan birçok malzemeyi temin edebiliyoruz.

Kaçamak yapmak istediğinizde nelerden vazgeçmiyorsunuz?

Nil: Kaçamak yapmayı seviyoruz. Hatta kaçamak yapmanın gerekli ve sağlıklı olduğunu düşünüyoruz. İstanbul’daki kaçamağım mantı. Yurt dışında yaşadığım için en çok onu özlüyorum.

Ceylan: Yediklerimiz üzerine stres yapmak hiç  bize göre değil. Ben de kaçamak tercihimi dondurmadan yana kullanıyorum.

Bizim için en çok tercih edilen tarifinizi paylaşmanızı rica etsek?

Tabii ki. En çok tercih edilen tarifimiz Kakaolu Muzlu Raw Kek😊

lab vitalite alem dergisi

Lab Vitalité olarak projeleriniz nedir?

Şu aşamada Lab Vitalité olarak bütünsel ve doğal yaşam ile ilgili bilinci artırmak adına paylaşımlar yapmak ve mümkün olduğunda kişiye ulaşabilmek en büyük hedefimiz. Bir araya geldiğimiz dönemlerde ise aynı amaç doğrultusunda özel workshop ve konuşmalar yapıyoruz. İnsanların hayatlarında sağlıklı yaşam konusunda farkındalık yaratarak ilerlemek istiyoruz. Bu yolculuğun kendini nasıl şekillendireceğini ilerleyen zamanlarda hep beraber göreceğiz.

Yurt dışında kendinizi iyi hissettiğiniz sağlıklı kaçış noktaları nereler?

Ceylan: Tayland Hua Hin’de bulunan Chiva Som Sağlık ve Wellness Resort gerçekten bir cennet. İnanılmaz lezzetli ve bir o kadar da sağlıklı yemekler, muhteşem bir doğa, acik havada yoga ve sadece kendine odaklandığım zaman. Kendimi daha huzurlu hissetigim bir yer olmadı diyebilirim.

Nil: Londra’ya 1.5 saat uzaklıktaki Daylesford Organik Çiftlik son zamanlarda kaçış noktalarımın başında geliyor. Bahçeden direkt tabağa gelen tap taze ve leziz besinler, doğayla iç içe bir hayat, temiz havada yürüyüşler, yoga, masaj, her gittiğimde ruhum, bedenim dinleniyor, huzur ve mutluluk depoluyorum. Yenilendiğimi hissettiğim bu çiftlik şehre yakınlığıyla da sık sık kaçabildiğimden, kesinlikle şu aralar favorim.

Sağlıklı beslenmenin yanı sıra daha kaliteli bir yaşam için neler yapıyorsunuz?

Her şeyden önce bedenimizi dinliyoruz. Her ne kadar yerimizde duramayan aktif yaşamı seven bir ikili olsak da yeri geldiğinde yavaşlamamız hatta durmamız gerektiğinin bilincinde yaşamaya çalışıyoruz. Mükemmeliyetçilikten kaçınmaya çalışıyoruz ve otantik olmayı tercih ediyoruz. Stresten uzak durmak için keyif aldığımız aktivitelere, sevdiklerimize, spora, yoga ve meditasyona düzenli bir şekilde zaman ayırmaya özen gösteriyoruz. Bunun dışında fırsat buldukça doğayla iç içe olmayi seviyoruz. Kullandığımız kişisel bakım ürünlerinin sadece organik olmasına değil aynı zamanda doğaya duyarlı firmalardan olmasina dikkat ediyoruz.

Organik kelimesi hayatınızın ne kadarını kapsıyor?

Mümkün olduğunca organik beslenmeye çalışıyoruz. Bunun için özellikle efor sarf ediyoruz ama maalesef her zaman mümkün olmayabiliyor. Kaliteli ve doğal yaşam bilinci arttıkça ülkemizde de opsiyonlarımızın çoğaldığını görüyoruz. Bu da bizi çok mutlu ediyor. Elimizdeki imkanlar çerçevesinde en iyisini yapmaya çalışıyoruz ama olmadığında da stres olmuyoruz. Aynı yaşam felsefemizde olduğu gibi.

Hep mi böyle sağlıklı yaşam ile iç içeydiniz yoksa sonradan mı gelişti?

Ceylan: Sağlıklı yaşamın hayatımdaki önemi her zaman büyük oldu fakat anne olduktan sonra besinlerde doğalın peşine daha çok düştüm. Daha kaliteli bir yaşam sürmek adına bütünsel beslenme üzerine eğitimler aldım, farkındalığım arttıkça da ilgim tutkuya dönüştü. Uzun zamandir  da yasam tarzim oldu diyebilirim.

Nil: Güzel ve lezzetli yemek yemeyi hep çok sevdim ancak geçirdiğim Haşimoto hastalığına dek yediklerimin besin değerinden çok gurme ve artizan olmasına önem verirdim. Bu yüzden benimki biraz mecburi oldu diyebilirim. Besinlerin ve bedenin iyileştirici gücünü keşfedip sağlığımı geri kazanınca kendimi natüropatik beslenme ve yaşama adadım. Böylece önce tutkum sonra yaşam tarzım haline geldi.

Hasta olmamak adına doğal yollara başvurmak istediğinizde neler yapıyorsunuz?

Beslenmemizin temelinde bağışıklık sistemimizi güçlendirici birçok besine yer veriyoruz. Bunların arasında hastalıklardan korunma söz konusu olduğunda en çok öne çıkanlar ise; doğal antibiyotik özelliğine sahip anti viral, anti bakteriyel sarımsak, propolis, hindistan cevizi yağı, yine anti inflamatuar, alerji ve kronik hastalıkları önleyici özellikleriyle zencefil, zerdeçal ve taze karabiber.

Ayrıca kan dolaşımını hızlandırıcı etkisiyle arnavut biberi (cayenne pepper) hem sindirimi kolaylaştırıcı hem de bakteri ve toksinleri vücudumuzdan atmaya yardımcı olma özelliğiyle hasta olmamak adına vazgeçilmezlerimizden. Mide asidini yükselterek yine sindirimi kolaylaştıran ve mikropların vücuda girmesi önleyerek dolaylı yoldan hasta olmamızı engelleyen elma sirkesi ise sabahları 1 bardak su içinde 1 yemek kaşığı katarak tükettiğimiz rutinimizin bir parçası.

Biriniz İstanbul’da biriniz Londra’da. Lab Vitalité’yi yürütmek zor olmuyor mu? Yoksa sinerji yaratmak adına daha iyi mi oluyor?

Zorlandığımız zamanlar olmuyor değil. Birlikte olduğumuzda da çok farklı bir enerjimiz var. Daha yaratıcı ve üretken oluyoruz ve bundan gerçekten çok keyif alıyoruz. Ayrı şehirlerdeyken ise daha çok birbirimizi tamamlıyoruz. Sonuçta iki farklı şehri yaşıyor ve farklı deneyimler ediniyoruz. Avrupa’daki bütünsel ve doğal yaşam dünyasını takip edip Türkiye’de bu konuda bilincin gelişmesi için katkıda bulunmaya çalışıyoruz. Oradaki yeniliklerin Türkiye’deki muadillerini keşfetmeye çalışarak iyi bir sinerji yakalıyoruz. Her ne kadar beraber yaratmaktan daha çok keyif alsak da aramızdaki mesafenin paylaşımlarımıza bu yönden farklılık getirdiğini ve değer kattığını düşünüyoruz.

Son olarak yoga denildiğinde sizin için ne ifade ediyor?

Yoganın kişiye özel bir öğreti olduğuna inanıyoruz. Yoga ile çıktığımız yolculuğumuz ikimiz için de oldukça bireysel ve farklı. Bu yüzden onu tanımlaması zor. Ancak biz yoga yaparken kendimizi çok mutlu ve huzurlu hissediyoruz. Bizim için anda kalmanın en kestirme ve etkili aracı olduğunu söyleyebiliriz.

Bunlar da Hoşunuza Gidebilir